Adaylık hesaplarında bumerang tedirginliği

630c4e5486b2471080d7e843.jpg

6’lı masada Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda kafalar karışık. Evet son masa muhabbetinden kuvvetli bir ortak aday vurgusu çıktı ama çoklu aday seçeneği de tamamen yok artık demek değil. Burada en belirleyici unsur da masada görünen değil, görünmeyen paydaşın yani HDP’nin tavrı. Malum HDP birinci turda kendi adayını çıkarmaktan yana. Böyle bir durumda da toplama çıkarma hesaplarının tutmayacağı açık. Dolayısıyla HDP’ye fırsat tanıma anlamında ilk turda her siyasi partinin kendi adayını çıkarma ya da çoklu aday olasılığı da hala geçerli. Masada görünen paydaşlar arasındaki sütre gerisinde süren siyasi hamleler de bunu destekler nitelikte. Özellikle de kesinlikle aday olmak isteyen, bunu sonuna kadar zorlayacağı da belli olan Kılıçdaroğlu’na alternatif olarak gösterilen ve kamuoyu araştırmalarına göre kazanma şansı daha yüksek denilen isimlerin İYİ Parti tarafından sürekli dillendirilmesi, dahası son düzlükte aday gösterilme iddiaları gibi. Mesela şimdilerde Mansur Yavaş’ın aday olması durumunda kazanma şansının yüksekliği ön planda. Geçen yıl bu zamanlarda ise Akşener daha çok Ekrem İmamoğlu’na göz kırpar havadaydı. Hatta İBB’nin Yenikapı’da düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında yaptığı konuşmada İmamoğlu’nu İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’e benzetmişti. Yani Kılıçdaroğlu’nun adaylık isteğini, doğrudan desteklemeyen sadece “hakkıdır” demekle yetinen Akşener, bir yandan da o yolu tıkama ya da zorlama görüntüsü veriyor...Tabii aynı zamanda bumerang etkisi tedirginliğiyle...Niyesini deneyimli politikacılar anlatıyor:

“İYİ Parti kazanamasa bile CHP Genel Başkanlık koltuğuna aday olma ihtimali nedeniyle Ekrem İmamoğlu üzerinden Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırıyordu. Mansur Yavaş açısından aynısını söylemek zor. Çünkü diyelim ki İYİ Parti Mansur Yavaş’ı aday gösterdi ve varsayalım Yavaş öyle veya böyle İYİ Parti’den daha yüksek oy aldı kazandı veya kaybetti o zaman bu sefer Akşener’in Genel Başkanlığı sorgulanır. Yani İYİ Parti açısından İmamoğlu CHP Genel Başkanlığı’nı sorgulatabilecek bir isimdi, Yavaş ise bir sonraki adımda İYİ Parti’nin Genel Başkanı olma ihtimalini çok ciddi anlamda taşır. O nedenle de evet şimdilerde Yavaş’ı bir tehdit, baskı aracı olarak kullanıyorlar, kullanacaklar ama bu CHP’yi ürkütmez. Kaldı ki; Kılıçdaroğlu ile Yavaş’ın karşı karşıya gelme senaryosunda kimin daha çok oy alacağı belli. CHP’nin yüzde 25 oylarından en az 20’si Kılıçdaroğlu’da gider, HDP silme Kılıçdaroğlu’na verir zaten. Yani Yavaş ne kadar toplarsa toplasın CHP artı HDP toplamını geçemez.”

İYİ Parti bunu görmüyor mu?

“Mansur Yavaş ismi tıpkı Ekrem İmamoğlu isminde olduğu gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nu zorlamak için öne atılmış bir taktik. Gerçekçi değil bu yaklaşımlar. Ekrem İmamoğlu ismi nasıl ortaya atıldı ve yıprandı şimdi aynı şekilde Mansur Yavaş ismi de ortaya atılıyor. En sonunda diyecek ki İYİ Parti CHP’ye ‘Kılıçdaroğlu yerine Ekrem İmamoğlu olsun dedik, olmaz dediniz. Mansur Yavaş olsun dedik, ona da karşı çıktınız ve siz bize sürekli Kılıçdaroğlu’nu dayattınız. Bu durumda bizim genel başkanımız da aday olmak mecburiyetinde. Çünkü İYİ Parti’nin ‘Kılıçdaroğlubize 20 tane milletvekili vermişti, biz de belediyeleri verdik şimdi Cumhurbaşkanlığını da buyursun alsın’ diyecek hali yok. Dolayısıyla eğer Kılıçdaroğlu adaylığını masaya dayatırsa Akşener’in adaylığı kaçınılmaz olur. Akşener ne söylerse söylesin bu zamana kadar ne demiş olursa olsun seçmen diyecek ki ‘biz sana bu kadar oy veriyoruz böyle bir parti var biz CHP’ye mi çalışıyoruz. CHP’ye oy verecek idiysek neden biz siyasi parti olarak ortaya çıktık.”

Yani dememiz o ki; 6’lı masada birlik, beraberlik, muhabbet görüntüsü var ama adaylık konusu hariç...O en baştan beri birincil sorun, hatta olası inatlaşma ve restleşmelerle masanın dengesini bozma olasılığı da içeriyor. Evet masadakiler her ne kadar daha aday ismi konuşulmadı, telaffuz edilmedi dese de her birinin kafasında çok farklı isimler olduğu herkesçe malum. Sadece henüz resmen “adayım” demeyen Kılıçdaroğlu dışında...Diğerleri kafalarındaki gerçek düşüncelerini, planlarını kamuoyuna yansıtmıyorlar. Doğrudan konuşmak yerine dolaylı sızıntılarla masaya ayar vermeye çalışıyorlar. Özellikle de adayla bağlantılı başarıya endeksli gel-gitler nedeniyle. Çünkü her koltuğa birden fazla talip var ve “Başarısız olursak artık sahneden çekilmek zorundayız, toplumsal bir karşılığımız olmayacak, toplumda siyaseti devam ettirme şansımız olmayacak” gerçekliği peşinen karabasan gibi çökmüş vaziyette...
 
Üst Alt