Kız Kulesi aşkına

Yarısı Asya, yarısı Avrupa olan İstanbul, toprak ana Anadolu’nun en güzel kızıdır ve bu kız o denli eşsizdir ki tek başına doğum yaparak, “Galata” ve “Kız” adlı iki çocuğa sahip olmuştur.

631ba80786b24463c8d6dddb.jpg


Yeryüzünde tarihi önemi ve coğrafi konumu dolayısıyla yalnızca kendisine benzeyen tek şehir olan İstanbul’un birçok kuleleri, anıt taşları, kapıları vardır. Galata Kulesi yakışıklı delikanlıdır. Kız Kulesi ise narin, zarif kızımızdır. İstanbul dişil bir şehirdir ve tüm şehirlerin “Prensesi” olan İstanbul’un kule cinsinden iki evladı vardır. Birbirlerine yüz yıllardan beri bakarlar, hiçbir zaman el ele tutuşamazlar, ancak martılar aracılığıyla sık sık mektuplaşırlar. Galata Kulesi vakur, Kız Kulesi ise zariftir her mevsim.

Kız Kulesi’nin başına gelenler

Kız Kulesi ilkin, Kyzikos (Erdek) deniz zaferinden dönen General Alkibiadis tarafından Boğaz dediğimiz su yolunun Üsküdar yakınında bulunan kayalık üzerine inşa edilir. Elbette Kız Kulesi diye anılmıyordu o zamanlar. Yapılış maksadı Karadeniz’den gelen gemileri kontrol etmekti. Alkibiadis’in inşa ettirdiği yapının mimari görünümü hakkında olası bir kaynak bulunmamaktadır. MS 1100 tarihinin başlarında Doğu Roma İmparatoru Aleksios, Salacak açıklarındaki bu kayalığa ahşap bir kule yaptırır; elbette Boğaz’ın iki yakasından gelip geçen gemileri kontrol etmek için. Fatih Sultan Mehmet, Konstantiniyye’yi fethettikten sonra bu kayalıktaki yapıyı, benzer bir işlev için gözetleme maksadıyla kullandırır. Zamanla deniz gümrüğü (kara gümrükleri de vardır sur içinde) olarak kullanılan kayalık, bir dönem karantina mevkisi olarak da değerlendirilir.


631ba80b86b24463c8d6ddde.jpg


Mitolojik bir aşk hikâyesi

1509 depreminde yıkılır, 1721 tarihinde yanar, 1763’te ise bu yaşlı kayalığa taştan bir yapı inşa edilir. Son yıllarda İstanbul’un simgelerinden biri olan Kız Kulesi’nde, kafe ve restoran servisi verilmeye de başlanır. Bu yaşlı kayaya inşa edilen yapı, günümüzde, birçok mimari ve diğer sebeplerden dolayı kapsamlı bir bakım onarım çalışması kapsamına alındı. Kız Kulesi’ni korunması, onarılması amacı güden kişilerin açıklamalarına dikkat etmek, güvenmek gereklidir. Yetkili kişilerden bilgi alınmadan yapılan yorumlar tipik bir cehalet skandalına dönüşebilir.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Galata Kulesi ile Kız Kulesi arasındaki aşk metaforunu bir şiirine aksettirir. Bize göre ise yarısı Asya, yarısı Avrupa olan İstanbul, toprak ana Anadolu’nun en güzel kızıdır ve bu kız o denli eşsizdir ki tek başına doğum yaparak, “Galata” ve “Kız” adlı iki çocuğa sahip olmuştur. Tanrıçaların ikizleri olur; tıpkı Leto’nun Apollo ve Artemis adlı ikizleri gibi. Sakarya Nehri’nin su perisi Nana’nın Adonis’i tek başına doğurduğu gibi.

Anadolu’nun Van Akdamar, Hellas Pontus (Çanakkale) ve Bosphorus (İstanbul) boğazları üzerine hemen hemen aynı mitolojik bir aşk hikâyesi anlatılır. Belli ki inandırıcılık özelliği olmaktan öte, romantik başlayan ancak trajik sonlanan hikâye, insanların daha çok ilgisini çekmiş. Şöyle ki; Leander adlı yakışıklı delikanlı ile Hero adlı güzeller güzeli kız arasında aşk yaşanır. Gizli tutulması gerektiğinden, her akşam Leander, gecenin karanlığında ana karadan Kız Kulesi kayalığına Hero’nun yaktığı kandile bakarak yüzer ve bu iki sevgili sabahın ilk ışıklarına kadar beraber olur. Boğaz’ın akıntılı sularına rağmen ve gecenin karanlıklarına aldırış etmeksizin sık sık sevgilisinin bulunduğu adacığa yüzen Lenadros için Hero’nun yaktığı kandil, hayati önem taşıyordu. Gecenin birinde yine Leandros yanan kandile bakarak sevdiği kızın bulunduğu kuleye doğru yüzerken kandilin ışıkları sönüverir. Durumu fark eden biri, kızın elindeki kandili söndürmüştür ve Lenadros zifiri karanlıkta, Boğaz’ın akıntısının gücü nedeniyle yönünü şaşırır. Leandos akıntıya kapılarak Boğaz’ın sularında karanlıktan dolayı hiç fark edilmeden kaybolur. Hero ise sevdiğinin kaybolmasına dayanamayarak, kendisini gündüz vakti suya bırakarak gözden kaybolur.

Seven Asyalı, sevilen Asya’ya yakın Salacaklıydı.
 
Üst Alt